Böceklerin Sesi – Bir Mumyanın Günlüğü
İntihar etmek isterseniz, bu anın kısa olmasını mı tercih edersiniz? Yoksa bedeninizdeki değişiklikleri, ağrıları gözlemlemek ve yavaşça ölmek mi istersiniz?
Documentarist'te gittiğim ilk film, Böceklerin Sesi – Bir Mumyanın Günlüğü, yaşadığı dünyada yabancı olan 40 yaşında bir adamın ölüm orucu sırasında tuttuğu günlüğü anlatıyordu.
20. Gün, 26 Ağustos
Kusacak gibi oluyorum, çıkartacak birşey kalmamasına rağmen.
Öğleden itibaren mide ağrılarım tekrar başladı.
Hala vakit var. Buraya geldiğim yolu geri izlersem, yaşama geri dönebilirim. Bir saat yürürsem, birileriyle karşılaşabilirim. Beni gördüklerinde hiç utanmazdım. Ölüm orucu suç değil. Bir hafta içinde tekrar 75 kilo olabilirim ve 20 ya da 30 yıl yaşarım. Daha doğrusu, yaşamaya zorlanırım. Tıpkı eskiden olduğu gibi, bu dünyayla alakam olmadan. Bu dünya bana göre olmadığından, öbür dünyaya oraya taşınacağım mesajını gönderdim. Fikrimi değiştirmek için artık çok geç.
Bu dünyayla hiçbir bağım kalmadı. Oruç hazırlıklarımı intiharı düşünerek yaptım. Hayatımın anlamsızlığını ölümüm ile değiştirebileceğime inandım.
Ölüm yoluna çoktan girdim, ama zamanınım gelmesine biraz daha var. 7 Ağustos'ta yemeyi bıraktım, yaşamla ölüm arasındaki yolun tam ortasında gibiyim. Bu yüzden mi şüphelenmeye başladım? Tam olarak yarı ölüyüm. Baş ağrısı ve mide ağrılarımın sebebi bu. Umarım yarından itibaren ağrılarım azalır.
23. Gün, 29 Ağustos
Ağrılara daha fazla katlanamıyorum, bu yüzden mide ilacı aldım. Ölmeye çalışırken ilaç almak çok garip.
Akşamleyin kulaklarımı temizleyeceğim.
6 Eylül
Ağrılarımı hissediyorum, demek ki hala hayattayım.
Filmin tam metnini ve görsellerini Peter Liechti'nin sitesinden indirebilirsiniz. Tamamını okumanızı tavsiye ederim. Kitabını da oldukça merak ediyorum.






